Kilimcinin Kör Oğlu: Evet

Yaklaşan 12 Eylül referandumu ile ilgili her geçen gün yeni haberler duymak işten bile değil…
Son olarak elimize ulaşan haberlere göre Kilimcinin Kör Oğlu’da Evet diyenler kervanına katıldı.
Darbe anayasasına Hayır diyen Kilimcinin Kör Oğlu, daha sivil bir anayasaya Evet diyeceğini belirtti.

Mevcut sistem bence Evet veya Hayır’ın peşinde değil…
Sistem kaç kişi entegre olmuş, kaç kişi entegre olamamış onun hesabında.
O yüzden Evet ekibine inat Hayır demek,
Hayır ekibine inat Evet demek bir şey ifade etmiyor.

Zira iki grubunda söyleminin temelinde sandığa gitmek var.
Sandığa gitmek ne demek. Sistemin meşruiyetini kabul etmek demektir.
Birileri çıkıp, Hemşerim! Senin Kafa kağıdın yok mu diyebilir?
Kafa kağıdımız da var. Gerekli malzemelerimiz de?
Önemli olan sistemden yararlanmamak değil, sisteme entegre olmamaktır.
İşte gündem böyle iken;
-Eski Ülkücüyüm : Evet
-Eski Solcuyum : Evet
-Ne olduğum belli değil: Evet
-Tayyipçiyim: Evet
-Erbakancıyım, Saadetçiyim : Evet
-PKK sempatizanıyım: Evet
-Kürdüm :) : Evet {Kürtlerin Evet demek faydasınadır diyen zevatın sözleri…}
-STK’lar: Evet
-Barolar : Evet
-Korolar : Evet
-Sololar : Evet
-İhlasçıyım: Evet, Evet, Evet.
-Fethullahçıyım: Alayına Evet.
-Bediüzzaman’ın Talebeleri : Evet {Nasıl Üstad’ın talebeleri ise… Üstad’a zehir vermekten başka bir faydası olmayan sistemin bekçileri…}
-Bahçeli : Hayır nutku atıyorum ama gönlüm Evet.
-Kılıçdaroğlu: Millete Evet dedirtmek için yapmadığım kalmadı. Evet.
***
Yukarıdaki tablo benim şimdiye kadar ki gözlemlerimden…
Evet, Hayır hikaye.
Sandığa gitme.

Gündem Yorum kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Branş sıralaması mı? O da ne?


Öğretmenlik branş sıralaması
Yükleyen MemurAlemi. – Güncel haberleri izleyin

Bakan,binlerce öğretmenin merakla beklediği branş sıralaması açıklancak mı sorusunu anlamadı.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’dan büyük gaf. Dün akşam Samanyolu Haber Kanalında Günlük adlı proğrama katılan Bakan,binlerce öğretmenin merakla beklediği branş sıralaması açıklanacak mı sorusunu anlamadı.

Milli Eğitim’in en yetkili kişisinin branş sıralamasını bilmemesi ise büyük tepki topladı. Branş sıralamasını bilmeyen okurlarımız(!) için hatırlatacak olursak; Branş sıralaması, kişinin kendi bölümünde kaçıncı sırada olduğunu belirten sıralamadır ve tercihlerde büyük bir önem teşkil eder.

Yoruma gerek yok. Başlık yeterli.

Gündem Yorum kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

21 Ağustos Buşehr Zaferi

Ağustos ayı zaferler ayı…
21 Ağustos yeni bir zaferin adını tarihe kazıyacak.
Buşehr Zaferi.

1975 yılında temeli atılan İran’ın ilk nükleer santali Buşehr Nükleer Santrali yarın faaliyete geçiyor.
Bu cümleden sonra şunu belirtmek gerekir ki İran’da şu anda 20′den fazla nükleer santral bulunmaktadır.
İlk denmesinin sebebi temelinin ilk atılmasından dolayıdır.
Zira 1975 yılında Almanlar’ın başladığı tesis 2010 yılında Ruslar tarafından bitirilecektir.
1975-1979 : Almanların çalışmaları
1979-1998 : Çalışmaların durması.
1998-2010 : Rusların çalışmaları.

35 yılda tamamlanan İran’ın zaferinin simgesi Buşehr Santrali.






Fotoğrafların Kaynağı

Foto Yorum, Gündem Yorum kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sîret – Ali Şeriatî & Câfer Şehîdî

Kitabın Adı: Sîret
Yazar: Ali Şeriatî – Câfer Şehîdî
Yayınevi: KİTABEVİ
Basım Yılı: Haziran 1997
Çeviri: Kerim GÜNEY
Sayfa Sayısı: 198

Bugüne kadar birçok Peygamberimizin(sav) Hayatı’nı içeren kitap okudum. Yazarlardan Câfer Şehîdî’nin Bir İslam Tarihi Tahlili isimli kitabını okumuştum. Genel manada hoşuma gitmişti. Siret isimli kitabın hacminin küçük olması ve yazarlarının sıra dışı olması nedeniyle bir de bu yazarların görüşlerine bakayım diyerek okumaya başladım.

Aslında kitap iki yazarın kafa kafaya vererek yazdıkları bir kitap değil, Peygamber Efendimiz(sav)’in doğumundan hicrete kadar olan kısmını Cafer Şehidi, Hicretten Vefata kadar olan kısmını ise Ali Şeriati yazmış.

Kitabın tamamında klasik bir tarihsel bilgi aktarımının yerine önemli olaylara değinerek yorumlar yapılmış ve okuyucunun zihnini zorlaması için çaba sarf edilmiş. Örneğin beni en fazla etkileyen kısım Hicret’in ruhunun kısa, öz fakat dehşet bir şekilde anlatılmasıdır.

Konumuz Siret iken ve kitapta da geçtiği üzere Peygamber Efendimiz(sav)’in babası Hz.Abdullah ve dedesi Hz.Abdülmuttalib kesinlikle İslam dışı bir dine mensup değildi. Bazı kişiler ısrarla Hz.Ebu Talib’i bile İslam’dan dışlamaya çalışırlarken bu cümle biraz sert olmuş olabilir fakat tarihsel dökümanlar incelendiğinde Allah(cc)’ın Abdülmuttalib’e bahşettiği ilim ve farklı konum her şeyi ortaya çıkaracaktır.

Kitapta bazı oryantalistlerin vb kişilerin iddia ve ithamlarına da cevap verme babında ifadeler yer almaktadır. Bu da yeni başlayan okuyucular için bir kafa karıştırma vesilesi olsa da orta düzey okuyucular için faydalı olabileceğini düşündüğüm bir ayrıntıdır.

Yazarların İranlı ve Şia mezhebinden olmalarına rağmen kitaptaki tüm kaynakların ve anlatımın Ehl-i Sünnet’e göre olması İslami Vahdet için yaptıkları çabanın yansımasıdır. Ali Şeraiti bazı noktalardan özellikle Hz.Osman’ın halife seçim şurası ve Emevi ekolünün doğuşuna sebep hazırlayan faktörlerde alışılmadık bir tutum sergilese de Ali Şeraiti için normaldir diyerek kitabın okunabilir olduğunu kanaatini taşıyorum.

Kitabın içerisinde siyer bölümlerinde anlatım sırasında insanın ruhuna işleyen, bazen coşturan, bazen hüzünlendiren anlar mevcut; bu da kitabın başka bir artısıdır diye düşünüyorum.

Arka Kapaktaki Yazı:

Bu bir mesajdır. Bütün insanlara. Lütuf bağları, toplumsal gelenekler, politik yakın görüşlülük, zaaflar ve zilleti kabullenişle, insanların kendilerini zulüm ve fesadın kalın örtüsü altında uyutarak, utanılacak durumda yaşadıkları her anlarına uzanan aydınlatıcı bir mesaj.
Kim bu noktada, hak ve özgürlük sürekli olarak basık tavanların altında, kapalı kapıların ardında, yıkılmayı kabul etmez kalelerin içinde, hafakanlara uğramış ve ölmüştür diyebilir? Asla! Gönlümde imani bir ateş ve sırtında mesajın ağır yükünü taşıyan insana, Allah’ın buyruğu şudur: “Allah’ı kastetmişsin! Evini terket! Kaç! Ben burada doğmuşum diyen adam olamazsın. Evin, ailen, kentin ve kavmin oradadır. Özgürlüğün oradadır. İmanın oradadır. Zulüm altında yaşadığın, gerçekte köle olduğun yeri terket! Yeryüzü geniştir ve insanlar çoktur”.

Kitap Özetleri kategorisine gönderildi | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Nelson Mandela, 1992 Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü reddetmiştir

Nelson Mandela’ya uzaktan hep bir sevgim, sempatim olmuştur.
Devrimcilerin alayını severim.
Yeter ki devirsin :)

Geçtiğimiz günlerde bir ağabeyim Mandela’nın Atatürk Ödülü isimli bir ödülü reddettiğini söyleyince bir Mandela araştırması yapayım dedim.

Aşağıdaki yazı konuyla ilgili haber niteliğindedir.

1992 Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, Afrika Ulusal Kongresi (ANC) Başkanı, Güney Afrikalı siyaset adamı Nelson Mandela’ya verildi. Mandela, ödülü kabul etmedi.

Ödülün Mandela’ya verileceği 8 Nisan 1992 tarihinde açıklandı. Ancak, 12 Nisan’da Johannesburg’da bir açıklama yapan ANC Sözcüsü Gill Marcus, Mandela’nın ödülü, “Türk hükümetine yönelik insan hakları ihlali suçlamaları” nedeniyle kabul etmediğini ve Türkiye’yi ziyaret etmeyi düşünmediğini açıkladı.

Nelson Mandela’nın ödülü kabul etmemesi, Türkiye’de değişik tepkilere neden oldu.

Başbakan Süleyman Demirel, olayı “üzücü” olarak nitelendirdi. HEP (Halkın Emek Partisi) kökenli 14 milletvekili bu tavrından dolayı Mandela’ya teşekkür etti.

Mandela’ya ödülü, 19 Mayıs 1992 tarihinde Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından verilecekti.

Gündem Yorum kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın